31 MART VAKASI*..?




Osmanlı?nın son yıllarından başlayarak, diğer bilimlerden önce tıpta kalifiye insan ve sağlık araç-gereci kapasitesini hızla artırmak konusunda gelmiş-geçmiş bütün iktidarlar her türlü özveriyi göstermişlerdir. O kadar ki, artık en gelişmiş ülkelerdeki ortodontik tel tedavisi bile yayılır oldu. 1950'nin ilk yıllarında Amasya?da diş doktoru yoktu. ?Dişçi Atıf? denen alaylı bir dişçi, Sağlık Müdürlüğü?nün verdiği belge ile diş çekerdi. 1970?den sonra her yerde o kadar çok diş doktorumuz oldu ki,  Almanya kapısı açıldığında yalnız işçilerimiz değil, çok sayıda doktorumuz, mühendisimiz oralara gitti. Onlardan biri, 1965?de giden diş doktoru bir arkadaşım bulunduğu kasabanın tek diş doktoruydu. Artık Alman hastalarının hemşerisi ve aile doktoru olmuş, çevresiyle kaynaşmıştı. Ona rağmen her gün Anayurdu ile yatıyor, ülkesi ile kalkıyordu. Başta oralarda yaşayanların olmak üzere, Türkiye ve yurtaşlarının sorunlarını yazıp çizmeye devam ediyordu. Yurt dışında okuyanlar ve çalışanların ?sılada? yurtseverlik duygusu daha bir yoğundur. O da öyle, elinde ne varsa okumaya ve yazmaya dair, hepsi de yurduna Türkiye?ye aitti.

Bir süre önce kaybettiğimiz o arkadaşım Dr. M. Okay Can da Amasyalıydı. Geçmiş valilerimizden Kenan Nehruzoğlu benim memleketime sıfat takmıştı, ?Müze Kent Amasya?. Bir gidişimde Okay?la evinde işte o Müze Kentin anılarını konuşurken, nostaljik bir havaya girmiştik. O ortamda öğrendim ki, Viyana?da yapılan bir ortodonti kongresinde Ermeni asıllı bir profesör, araştırmasına dayalı bir tebliğinde bulduğu bir belgeyi açıklamış. ?Dünyada ilk defa ortodontik (tel kullanılarak) tedavi, 800 yıl önce Anadolu?da, Amasya?da yapılmış?. Yerini de belirtmiş. Bugün kültür ve konser salonu olarak yenilenen, bizim çocukluğumuzda ?tımarhane? dediğimiz, Selçuklu eseri olan ?Amasya Bimarhanesi (Darüşşifası)?.

Yeşilırmak üzerinde Anadolu?nun ilk un fabrikalarını Ermeni yurttaşlarımız kurmuştu. Onlardan birisi olan Yağlıyan un fabrikasında kâtiplik yapmıştım. Arkadaşım Nişan?ın babası Ohannes Yağlıyan kentte çok sevilen fakir dostu bir sanayici-tüccardı. Ve benim ailemle beraber mahallemizin en eski Amasyalısıydı. Ohannes amca babamla beraber iki yıl askerlik yapmıştı. Türkiye?ye dönünce İstanbul?a telefon ettim. Nişan?a Viyanalı Ermeni profesörün adını verdim, ?Prof. Antranik.? Telefonda bir an durakladı, heyecanlandı ve aile ağacının alt dallarında böyle bir ismin olduğunu ve 1915?de seferberlikte Paris?e gittiklerini Haygüyi ninesinden anımsar olduğunu söyledi. Viyana?da belgelediği gerçek ile Anadolu?nun Avrupa?dan önce uygar (çağdaş) bir toprak olduğunu belgeleyen Profesör Antranik?i bir kez daha şükranla anıyorum.

Batı emperyalizminin Osmanlı?dan kopardığı Ortadoğu bugün tam bir kan gölüne dönmüş durumda. Oysa Anadolu halkı Musevi, İsevi, İslami ve her kökenden yurttaşlarıyla 82 milyonluk Türkiye Cumhuriyetimiz düne kadar, laik demokratik çağdaş uygarlık dünyasının bir parçası olma savaşımını sürdürüyordu. Ulusumuz, ulaştıklarını ?sandık?ları hedefi kaçırma korkusundaki Din Bezirgânlarını bu kez sandıkta durdurabilirse, 31 Mart 2019?dan sonra da uygarlık ve aydınlık yoluna devam edecektir.

(*) 31 Mart 1325?te (13 Nisan 1909?da), aydınlanma karşıtı yobazların (din bezirgânlarının) kalkıştığı ayaklanma.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Bu makale 25.3.2019 09:55:31 tarihinde eklenmiş ve toplam kere okunmuştur.



Okuyucu Yorumları

Günlük Koronavirüs Tablosu