MUSTAFA KEMAL ATATÜRK?ÜN CHP?si




Bu gün CHP?nin 96. Yaş günü. Yazıma, Atatürk'ün çok bilinmeyen bir sözüyle başlamayı, bu güne çok uyar diye düşündüm: "Devrimin hedefini kavramış olanların, daima onu korumaya güçleri yetecektir". Kimin işaret edildiğinden çok daha önemli olan, devrimden ne anladığımızdır. İkincisi de, hedefi doğru anladıysak, gücümüzü o yönde kullanabilme cesaretimizin var olup olmadığıdır.

Bilimsel, önyargısız ve bilinçle bakıldığında, Atatürk'ün Anadolu devriminin hedefinin, "ulusun yaşamının çağdaş uygarlık düzeyine ulaşması" olduğunu hiç kimse yadsıyamaz. Bu hedefi, dünyanın bilim kurumları sıralamasında ilk beşte her zaman yer alan Princeton Üniversitesi (Erdal İnönü de orada okumuştur) öğretim üyelerinden ve bence Atatürk'ü en doğru anlayanlardan tarihçi Prof. Heath W. Lowry*, bir konferansında şöyle yorumlar;

                                                                                                                                xxx

"Atatürk günümüzde yaşıyor olsa idi, ülkesinin modernleşme (çağdaşlaşma) hedefini gerçekleştirme yolunda attığı dev adımlardan son derece gurur duyacağından, en ufak bir şüphe dahi olamaz. Bu çerçevede, Türkiye'nin, AB'nin tam üyesi olarak, Batılı uluslar ailesi ile nihai anlamda bütünleşmesi için kesinlikle tüm gücüyle destek verirdi. Atatürk'ün beni her zaman hayran bıraktıran tarafı, uzun vadeye odaklanabilme yeteneği ve daha önemsiz meseleler yüzünden konudan sapmaması, idi. Bu konuda bir örnek vermek gerekirse günümüzde yaşıyor olsaydı, şüphesiz, Türkiye'nin dünyadaki rolünün, hâlâ çözüme kavuşmamış ve yıllardır çözüm bekleyen Kıbrıs sorunu ile rehin tutuluyor olmasından kaygı duyardı".

"Atatürk günümüzde yaşıyor olsa idi, kurmuş olduğu ülkeyi hali hazırda idare edenler kadar olmasa da, mirasını koruduğunu iddia eden çoklarından dolayı da, hayal kırıklığı içinde olacağına, yürekten inanıyorum. Her şeyden önce, ölümünden bunca yıl sonra dahi, hayatta iken çözmeye çalıştığı iki meselenin, yani, 'Türkiye'nin toprak bütünlüğünün ihlal edilemez oluşu ve dininin devletteki rolünün? hâlâ Türkiye'nin sorunlar gündeminin en üst sıralarında yer alıyor olmasından derin kaygı duyardı. Mustafa Kemal için din, siyasi hesaplar uğruna kullanılmayacak, çok özel ve çok ulvi bir inanç idi." 

"Mustafa Kemal günümüzde yaşıyor olsaydı, her fırsatta, yurttaşlarına, birbirlerinin görüşlerine saygı duymaları gerektiğini hatırlatmanın yanı sıra, 21. yüzyıl sorunlarına, 1920'lerin, 1930'larin ve hatta 20. yüzyılın ikinci yarısının koşullarına uyacak şekilde tasarlanmış çözümlere geri dönmek suretiyle çözüm bulamayacakları gerçeğini, kabul etmeleri gerektiğini de hatırlatırdı. Değişen zamanlara ve değişen koşullara uyum sağlama yeteneği, Mustafa Kemal'in gerçek dehası idi. Mustafa Kemal Atatürk'ün hiç yapmadığı bir şey varsa o da, bugünün ve yarının pahasına, geçmişe saplanıp kalmaktı. Atatürk günümüzde yaşıyor olsaydı, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı sorunlar için 21. yüzyıl çözümleri arıyor olurdu."

"Keza, Müslümanlık konusunda edilen ortak bir sadakat yemininin Orta Doğu'da oynanabilecek makul bir koz olduğunu düşünecek kadar, günümüzdeki Türk siyasetçilerinin bir kısmının göründüğü gibi saf(!) da olmazdı. Dış politikaya dönük konsantrasyonu, Osmanlı?nın geçmiş ihtişamını yeniden yaratmak yönündeki kusurlu imaj üzerine oturtulmuş yarım yamalak bir ideal ile şekillenmezdi. Daha ziyade bu, Türkiye'nin Avrupalı uluslar ailesinin tam üyesi olarak güçlendirilmesine yönelik taviz vermeyen bir konsantrasyon olurdu." 

                                                                                                                                xxx

Ben bu özeti, kendisini Atatürk'ün yukarıdaki "Devrimin hedefini kavramış" olanlardan sayanların okumamışlarsa bir-kaç kez, okuduysalar bir kez daha okumalarını öneriyorum. Yetmez, özümsemek ve gereğini yapmak için özveride bulunmalılar. Biliyorum ki, ezberine uymayanların bunu yapması kolay değildir. Ancak özgüveni olanlar zorlanmayacaktır. Çünkü yalnız değiller, sorumluluk alabilenler, başarmak için inançlı ve örgütlü olmak gerektiğini iyi bilirler. Elbette 21. yüzyılda bu örgütlülüğün, "halka rağmen, halk için" değil, "halkla birlikte, halk için" olması konusunda da, kimsenin en küçük bir kuşku duymaması gerekir.

(*) Heath W. Lowry, Amerikalı Osmanlı tarihçisi, akademisyen. Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye tarihi hakkında kitaplar yazmıştır. Ermeni Soykırımı'nın yapıldığını kabul etmez.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları

Günlük Koronavirüs Tablosu