KÖYLÜ KAFALILIK (köylülük)




Ben bu yazının ilkini, 17 yıl önce AKP yolun başındayken yazmıştım. Daha ne Tek Adamlık ne de laik demokratik parlamenter cumhuriyetin tasfiyesi söz konusuydu. Bu kez bir-kaç ismi güncelleştirdim. Ancak, yalnız bizde değil başta ABD, birçok adı demokratik ve gelişmiş (teknoloji irisi) ülkede bile, bu gerçek artık sıradanlaştı;

Köylü kafalık (Köylülük) köyle ilgili bir tanım değildir. Dünya elbette önce köyü tanımış. İnsanoğlu, birlikte yaşamaya ilk köyde başlamış, bir anlamda bugünkü dünya nüfusunun tümünün kökü köyden gelmiştir. Oysa Köylülük bir “yaşam biçimidir (kafa yapısıdır)”. “Kentlilik” te, şehirle coğrafî ilgisi olan bir kelime değildir. Yaşanan yere bağlı bir anlam taşımaz. Köylülük gibi, Kentlilik te bir kafa yapısı, yaşam biçimi ve anlayışıdır.

20. yüzyılın ilk yarısına kadar, üzerinde çok konuşulan, yazılan, çizilen “Kentsoyluluk” da “Kentlilik” ile ayni şey değildir, apayrı anlam taşırlar. Bizde burjuvazi anlamında kullanılan kentsoyluluk, sınıfsal bir tanımdır. Yani, isçi sınıfı, aristokrasi gibi sosyal bir içerik taşır. Toplumsal tartışmalar, siyasal kavgalar bilindiği gibi, tarih boyu sınıflar arası bir bitmeyen savaşımın (mücadelenin) yansımasıdır.

Yakın tarihte, tipik “köylü” kafalı dört isim: Josef Stalin, Mao Zedong, Harry Truman ve Adolf Hitler’dir. Kentli örnekler ise: Vladimir Lenin, Winston Churchill, Mustafa Kemal Atatürk ve Nelson Mandela’dır.

Ciddi araştırmaların sonuçlarına göre, 8 milyara yaklaşan dünya nüfusunun büyük çoğunluğu “köylü kafalıdır”. Üstelik ayni bilgilere göre, bu köylü kafalıların yüzde 80’i kentlerde yaşamaktadır. Bu oranlar, Londra’dan doğuya doğru gidildikçe hızla büyür. Yine Londra’nın batısında kalmasına karşın örneğin ABD’de köylü kafalılık oran yüzde 70’in üstündedir. Dolaysıyla önemli olan: “Kentliliğin zenginlikle doğru orantılı” olmadığıdır. Ayni araştırmalara göre, nüfusunun en yüksek oranda (yüzde 90) kentli olduğu ülkelerin başında İsveç ve Norveç gelir.

Bu kadar uzun girişten sonra, ne imiş, ne özellikleri varmış bu “köylü kafalığın” diye, araştırdım. Kaynaklardan şu başlıkları çıkardım:

1. Köylü kafalı için önce “insan” değil, “ben” vardır. Bulunduğu ülke, şehir, köy, mahallede iyi ya da kötü bir olay olduğunda ilk aklına gelen “bireysel yararı ya da zararıdır”.

2. Adı ya da soyadı “ışık” dahi olsa “aydınlıktan” korkar. Bilmediği, öğrenmediği bir “yeniyi” görmekten ve sorgulamaktan kaçar.

3. Ezberini bozamaz. Küçükken bilinçaltına konanlara sonuna kadar sahip çıkar. Değiştirmek isteyenlere karşı direnir. Eline bir güç geçirdiğinde, başkalarının da değiştirmemesi için gerekirse can alır, kan akıtır.

4. Bilinçli bir özgüveni olmadığı için karşı çareyi “korkutmakta” bulmakta gözü karadır. O nedenle aşırı güce tapar.

5. Gülmeyi, hoşgörüyü zaaf, çatık kaşı disiplin sanır. Asla canlı-cansız hiçbir yaratığı sevmeyi bilmez. Zorla da olsa kendisine tapındırma isteği-içgüdüsü çok yüksektir. Özellikle kafasında (yaşamında), kadın sadece nesnel bir gereksinimdir.

6. Acıma (vicdan) duygusu gözlerinden yaş bile aksa, aslında ve hatta sadece içindeki vehmin (korkunun, kaygının) dışavurumudur.

7. Hedefine ulaşmak için gerektiğinde “kızılcık şurubu içer, kan kusar”, ulaşınca da “kızılcık şurubu içirtir, kan kusturur”.

8. Hangi düzeyde olursa olsun kendine dönük “Donald Trump'ın başkan olmasını Tanrı istedi"(*) gibi bir ilahî inancı vardır. Ve herkesin bunu duyumsaması için maddi manevi her yola başvurur.

                                                              ---

Gelelim ülkemize, eski Başbakanlardan Adnan Menderes, tam bir kentliydi. General Cumhurbaşkanı Kenan Evren ise köylü kafalıydı. Başbakan iken Turgut Özal ve SHP Genel Başkanı Erdal İnönü, siyaseten benzeşmedikleri halde ikisi de kentliydi. Süleyman Demirel, “Çoban Sülü” lakabına karşın tam bir kentli kafa sahibiydi.

Bu güne bakarsak, ülkenin son iki yılda geldiği durumun sorumluluğu, tartışmasız köylü kafalı bir yönetimin (anlayışın) sonucudur. Partili Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan’a göre bir önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e kentli denebilir. Deniz Baykal’ın kentli olduğuna, karşıtları bile tanıklık eder. Kemal Kılıçdaroğlu kentli gözükse de öyle olmadığını kendisi bile görüyordur!

Bu düşüncelerimi güncellememin nedeni, 2015 seçiminden sonra başta halkın gerçek derdi as-iş (ekonomi) bunalımının ve dış ilişkilerimizdeki yalnızlığımızın, ülke yönetimini tek başına ele geçiren R.T.E.ye ve karşısında bir türlü seçenek olamayan Ana Muhalefetin başındaki K.K.ya hâkim olan “köylü kafalılıktan” kaynaklandığının altını çizmekti.

Halkımızın ve ülkemizin içine düştüğü bu günkü çıkmazı, iki “politikacıya (kişiye)” bağlamanın inandırıcı ve bilimsel bir tutarlılığı yoktur denebilir. Öyle yorumlayanların, özellikle 2. Dünya savaşına gidişin ve sonrasının Avrupa’da ve başta Mısır, Ortadoğu’da olanların, gerçek sorumlularını anımsamalarını öneririm.

 

(*) Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders’in açıklaması, BBC 31 Ocak 2019


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Bu makale 5.10.2020 08:04:48 tarihinde eklenmiş ve toplam kere okunmuştur.



Okuyucu Yorumları

Günlük Koronavirüs Tablosu