Asıl SAĞDUYUSUZ, ÖNGÖRÜSÜZ, SORUMLU olan BİZDİK




 Diyanet İşler Başkanı ?zina? ile covid-19?u ilişkilendirerek verdiği fetva(!) ülkenin ne duruma geldiğini açıkça belgeliyor. Bunu da, her gün AK Saraydan gelen benzer talimatlardan birisi olarak anlayabilirsek, ülkede artık birlik ve dirlik kalmadığını, gidişatın karanlık, ürkütücü ve tehlikeli bir yola girdiğini görebiliriz.
Millet adına egemenliğin tek temsilcisi TBMM?nin yüzüncü yılında, Anayasamızın ?Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir? değiştirilemez maddesindeki Devlet?ten artık, söz edilemeyeceğini sağduyulu hiç kimse yadsıyamaz.
Buraya nasıl geldiğimizi ve öncelikle kimlerin sorumlu olduğunu bir kez daha belgelemek için 16 yıl önce o tarihteki NTVMSNBC Gazetesindeki yazımı, şimdi hiç değiştirmeden okumak istiyorum: 
                                                                                  xxx
                                                                Zina kimin umurunda!
BM?lerin dinamik izleme yöntemlerine göre günlük tahmin edilen toplam Türkiye nüfusu, 10 Eylül 2004 günü 72 milyon 362 bindir. Dün, Avrupa Parlamentosunun önde gelen üyelerinden birisi, aynen şunu söyledi: ?Bu büyüklüğü ile Türkiye Avrupa?ya alınamaz?. Daha önce Fransa Cumhurbaşkanı Jacgues Chiraq da, ?Fransız halkının, yakın gelecekte 100 milyonu bulacak nüfusu ile Türkiye?nin Avrupa?da baskın bir konum alacağı korkusunu yasadığını? açıkça söylemişti.
Avrupa?da bunlar söylene dursun, Türkiye?de hemen herkeste ve AB temsilcilerinin hatta İngiliz ve Alman Dış İşleri Bakanlarının söylemlerinde, Aralık?ta müzakere tarihinin koşulsuz olarak çıkacağı ve 1 Aralık?ta müzakerelerin başlayacağı gibi bir ?oldu-bitti? rüzgârı esiyor.
Tam bu rüzgâr eserken, AKP?nin bu ?zina? çıkışına AB?nin genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen, ?şaka yapar gibi; yüzüp, yüzüp kıyısına gelmişken zinanın ortaya atılması sanki Avrupa?daki Türkiye karşıtlarının elini güçlendirmek kasti ile yapılmış? diyerek, kaygılarını dile getirdi. Türkiye?de de, başından beri siyasal kökeni yüzünden AB konusundaki içtenliğine inanmayan çevreler de, haklı olarak Başbakan Erdoğan?ı bu konuda da takiye* yapmakla suçluyorlar.
Öyle görünüyor ki, Tayyip Bey son anda zina konusunu da askıya alacak ve sonra da dönüp tabanına, ?toplumsal uzlaşma sağlayamadık, zinanın suç sayılmasına kadınlarımız bile sahip çıkmadılar? deyiverecek! Böylece, hem seçmen tabanında önceki savlarının izleyicisi parti başkanı hem de kamuoyunda uzlaşmacı ve sorumlu Başbakan izlenimi vermiş olacak.
Yıllardır AB?ye girmek için ödevlerini yapan ve artık dönülmez bir yolda olan Türkiye?nin Cumhurbaşkanı olmak varken, Rizeli zeki bir halk çocuğu Tayyip Erdoğan?ın, Erbakan Hoca?nın ?şaka? gibi başlattığı ve birilerine miras bıraktığı, ?İslami Cumhuriyet Hayalinin? arkasında, kaybolup gitmeyecek kadar sağduyulu olduğunu, düşünmek gerekir!    Tarih: 15/9/2004 NTVMSNBC
                                                                xxx
İlk önce kendime soruyorum, R.T. Erdoğan?ın ?İslami Cumhuriyet Hayalinin arkasında, kaybolup gitmeyecek kadar sağduyulu? olduğuna inanırken, nerede imiş acaba benim o sağduyu, öngörü ve sorumluluk anlayışım. Şimdi yüzüm kızarıyor olsa da, bağışlanmaz bir aymazlıkmış.
Değerli bir yazar-gazetecinin kendisine ait olmadığını açıklamasına karşın, ona atfen sosyal medyada hala dolaşan ?CHP Genel Başkanı, R.T. Erdoğan?dan Çankaya sözü aldığı için milletvekili olmasına destek oldu? haberi, tamamen asılsızdır. Ben doğrudan ve bire-bir bilgi sahibiyim, kesinlikle yok öyle bir pazarlık, gerçek şu: CHP Genel Başkanı seçim sonrası ana muhalefette kalınca, Abdullah Gül?ün Başbakanlığında başlayan ilk AKP Hükümetinin geleceğini şöyle yorumlar: ?Ülkenin acil ve en öncelikli konusu ekonomik istikrarı sağlamak. A. Gül eğitimli, birikimli bir politikacı, devlet deneyimli, arkasında AB ve ABD var, başarma olasılığı yüksek. Eğitimsiz, deneyimsiz ve devlette birikimsiz R.T. Erdoğan, bu koşullarda becerili olmaz. Dolaysıyla, gelecek seçimde ona karşı kazanmamız çok daha kolay olur?. Otuz yıl hep inandığım gibi, CHP Genel Başkanı o tarihte son derece düzgün, dürüst, düzeyli ve üstün yeteneklerini sergileyen bir siyaset ve devlet adamıydı. Ne var ki, şimdi artık, yaptığı o değerlendirmesinin, sağduyulu, öngörülü ve sorumlu olmadığını kabullenmelidir.
Bir önemli sağduyu yoksunu, öngörüsüz ve sorumsuz olanlar da, sözde liberal demokrat geçinen, yaranma çabasındaki İkinci Cumhuriyetçilerdi. Sonunda pişman oldular ama öngörüsüzlüklerinin, sorumsuzluklarının bedelini kendilerinden çok laik demokrasi sevdalılarına ödettiler. 
Elbette, en sağduyu yoksunu, en öngörüsüz ve sorumsuz politikacı olarak tarih sayfalarında yerlerini şimdiden almış olanlar, o tarihlerde gözyaşları içinde alkışlayarak R.T. Erdoğan?ı omuzlarında taşıyan AKP?nin kurucu elebaşları A. Gül ve B. Arınç gibilerdir.
Yalın gerçek o ki, bu günlere gelişte asıl sağduyu yoksunu, öngörüsüz ve sorumlu olan bizlerdik ve hala biziz.
(*) Takiye yapmak: 0lduğundan farklı görünmek, sakınmak, çekinmek (TDK)  
 


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Bu makale 4.5.2020 09:43:53 tarihinde eklenmiş ve toplam kere okunmuştur.



Okuyucu Yorumları

Günlük Koronavirüs Tablosu