ATATÜRK’Ü Dinleyin…




 “Eğer devamlı sulh isteniyorsa, kütlelerin vaziyetlerini iyileştirecek milletlerarası tedbirler alınmalıdır. İnsanlığın bütününün refahı, açlık ve baskının yerine geçmelidir.” Atatürk bu sözü 1935’te söylemiş. Daha ikinci Dünya Savaşı henüz ortada yok. Başta Ortadoğu olmak üzere her yerde bombalar hala patlarken kanlar akarken, yurttaşımızın aşı-işi tükenip giderken ailesine üç kuruş sağlamak için gencecik yoksul aile evlatları her gün birer-ikişer can verirken O’nun bu yüksek öngörüsünü bir kez daha anımsatmak istedim.

 Terörün yok edilmesi için mutlaka “Uluslararası gelir dağılımı” adalet duygularını rahatlatacak bir gelişme göstermelidir. Bir süre önce Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, aynı konuda önemli bir çağrıda bulunmuş, süren küçük ölçekli de olsa savaşların ve terörün, ülkeler ve bölgelerarası gelir farklarının arasındaki uçurumdan kaynaklandığını söylemişti.

Türkiye’de de özellikle 1980’den sonra hızla düşen reel gelirler sonucu, açlık ve baskının en çok güneydoğuda belirginleştiğini resmi istatistikler gösteriyor. PKK’nin asıl bu nedenden dolayı 1990’larda çok güçlendiğini, etnik farklılığı bu gerekçeye dayandırarak istismar ettiğini herkes biliyor.

Taliban’la ilgili olarak bir süre önce, BBC’de konuşan Suudi Arabistan eski İstihbarat Örgütü Başkanı bir Prens, El Kaide’nin kurulurken örgütlenme nedeni olarak asil amacının, “Açlık ve baskıyı ortadan kaldırmak” olduğunu, Bin Ladin’in kendisine söylediğini açıklamıştı. Hatta “bu amacın, Kuran’ın (İslamiyet’in) asil emri” olduğunu, bunun için “önce Afganistan’da eylemelere girişme” fikrini kendisine açtığını söyleyen Suudi Prens, haklı gerekçesi nedeni ile o günlerde “Bin Ladin’i desteklediklerini” de itiraf etmişti.

Israil, o kurak ve yoksul bölgede zenginleşirken, beraberinde Filistinlileri de yok saymasa ve batıdan aldığı yardım ve destek ile sağladığı ekonomik gelişmeyi o topraklarda beraber yasadığı Araplarla paylaşabilse idi, hala kan içinde olan bölge, çoktan barış bölgesi olabilirdi.

Tarafsız bir araştırma yapıldığında, bu örnekler Afrika’da, Asya’da çoğaltılabilir. Dünya Bankasının son bir araştırmasına göre, 20 en fakir ülkenin ortalama fert başına milli geliri 2000-02’de 250 Dolar iken 2020’de ancak 325 Dolara çıkmış. Yani 20 yılda yalnızca 75 dolar artmış. Oysa en zengin 20 ülkede ayni süre içindeki artış ise, ortalana 35.000 dolar. Bu durum, bütün kötülükleri doğuran bir sömürüdür.

Topla-Tüfekle Kurtuluş Savaşı kazanmış Asker Mustafa Kemal kalıcı barışın ancak, dünyada açlığın elbirliği ile ortadan kaldırılmasına bağlı olduğunu 1935’te söylüyor. Ne acıdır ondan 85 yıl sonra Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri hala aynı çağrıyı yapıyor. Anlaşılıyor ki, geçmişin gerçeğini bilmeyen küçük Devlet Adamlarının, BM Genel Sekreterini duymalarını beklemek boşunadır.

Kendi zenginliklerini güvence altında sürdürmek için sık, sık bir araya gelen sömürgenler bu gerçeğe çözüm-çare yerine ve tersine, daha çok silah üretmek ve başta Müslüman ülkeler olmak üzere yoksullara satıp, karlarını artırmayı yeğlemekteler.

Ülkemizin de bu konuda yitirilen son 20 yılını yeisle izliyor ve Mustafa Kemal Atatürk’ün insan sevgisi, barış ve hakça bölüşüm sevdasına olan inancımızı, bağlılığımızı 10 Kasımda bu gün bir kez daha haykırıyoruz.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Bu makale 10.11.2021 09:07:12 tarihinde eklenmiş ve toplam kere okunmuştur.



Okuyucu Yorumları

Günlük Koronavirüs Tablosu