SONA Doğru Artan HIZLA 




“BiGazete”mizin kurucusu Adil Korkut son yazısında çok önemli ve cesur bir saptamada bulundu: “Israrla diyeceğim ki, ‘şehitler olmasın -şehitler ölmez- derken, ölümü kutsadığımızın, şehitlere vefasızlık ettiğimizin, artık farkına varalım. Vatan, ulus, namus yaşarken savunulur. Gençleri, şehitliğe değil, üretmeye özendirmeliyiz”.

Bir-kaç kere ve daha özenle okursanız, sizin de benim gibi, neden “çok önemli ve cesur” bulduğumu göreceğinize inanıyorum. Benim nedenim mi? Sözle bilgiçlik taslayarak açıklamak yerine, Anayasasında, “laik demokratik sosyal bir hukuk devletidir” yazan Türkiye Cumhuriyeti'nin başındaki politikacının ağzından çıkan “sözler” ve bir telefon “konuşması” ile belgelemeyi, doğru buldum:

Halife edasıyla ettiği sözler: 

"Musallada cenaze namazını kıldığımız Ahmet kardeşimizi ebedi yolculuğuna herhangi bir mevta gibi uğurlamıyoruz. İnanıyoruz ki şehadet makamına ulaşmış olan bu şehidi uğurluyoruz. Ne mutlu onun ailesine, ne mutlu onun tüm yakınlarına. Peygamberlikten sonra en yüce makam, makamların yücesi olan böyle bir makama Ahmet kardeşimiz ulaşmış durumda. ‘Hadi yavrum git ya gazi ol ya şehit' diyerek evlatlarını vazifeye gönderen tüm annelerin ellerinden öpüyorum”. 

Ve bir olay(gazetelerden):

Bir telefon çaldı. Şehidin kız kardeşi telefonu açtı. Arayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’dı. Şehidin kız kardeşi “Kimsin sen? Cumhurbaşkanı mısın Başbakan mısın?” dedi. “Cumhurbaşkanıyım” dedi. Şehidin kız kardeşi ise “Senin Bilal'in de böyle bayrağa sarılı gelirse bizi anlarsın” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, “Ağabeyin de bu mesleği seçmeseydi” dedi. 

Cumhurbaşkanı seçildiğinden beri ülke, her alanda ve her düzeyde adeta ikiye bölünmüş, “AK Saray” yandaşlarıyla karşıtları arasında kıyasıya bir mücadele yaşıyor.

Yüz yıllık demokrasi çabamızın geldiği bu aşama, başta ezilen, horlanan halkın aş ve iş derdi olmak üzere, birilerinin “alışacağız” diyebildiği terör ve dünyadan soyutlanmış gibi, dehşetengiz sorunlar sürerken, yurt sathında aklı yeten yetmeyen herkes, “R.T. E” ile yatıyor, “R.T.E” ile kalkıyor. Herkesin, bu günü ve yarını, O’nun ağzından çıkan bir “kelâma” bağlı hale geldi.

Laik demokratik sosyal bir hukuk devletinin Cumhurbaşkanı olarak yeminle üstlendiği, ülkeyi “çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak” davasından kendisini soyutlayarak, söylemesi beklenen her şeyden bağımsız bir politikaya, kendinden menkul, münferit (tek başına) bir güce dönüşen ve yaşamını, amacını ve ününü yalnız kendinde arayan bir “Ilımlı İslam Cumhuriyeti” mücadelesine girmiş durumda.

Bu gücü de, “demokrasi benim için hedefe giden yolda sadece bir araçtır” dediği, sandıktan çıkan “oy” pusulasından alıyor!

İşte, sevgi ve özlemle daima andığım Adil Korkut’un çok önemli ve cesur dediğim çıkışı, özünde “halkın, inanç ve duygu dünyasının ta içine sızan tahrikin” sandığa yansımasına karşı, cesur bir başkaldırıdır.

Ben yazımın buraya kadarını beş yıl önce kaleme almıştım. Bu gün AK Saray yönetiminin ülkemizi getirdiği durum dolaysıyla güncellemek için sadece Tek Adam’ın ağzından çıkan son bir gözdağını eklemek yeter:

Hem de TBMM’nin kürsüsünden AKP’li Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan şu sözleri söylerken gözlerinden şimşek çakıyordu: “Daha neler olacak, neler. Bunlar iyi günler”.

Çakan şimşeklerden ortaya çıkan gerçek; AK Sarayın, sandıktan çıkamayacağı korkusunun artık AK Sarayın bütün bacalarını sardığını belgeliyor.

Üstelik hala görmek istemediği bir gerçek daha var; Damarına işlediğini sandığı aş-iş derdindeki seçmen tabanını da yitirmiş durumda.

Geçen haftaki yazımın başlığı  “Sona Doğru Hızla” idi, sonunu şöyle bağlamıştım: ”Görecekler ki Anadolu Halkı sabırlıdır, küçümsenmeye, aşağılanmaya ve yok sayılmaya gelmez, asla boyun eğmez. Her şeyi kendinden menkul bilenlerden” er ya da geç, hesap soracağından hiç kimsenin kuşkusu olmasın…

Bu inancımla bu kez başlığımı “SONA Doğru Son Sürat HIZLA” yaptım.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Bu makale 28.6.2021 09:50:53 tarihinde eklenmiş ve toplam kere okunmuştur.



Okuyucu Yorumları

Günlük Koronavirüs Tablosu