Yerel seçimler 31 Mart 2019 Pazar günü yapılacak. 31 Mart Olayı diye bilinen 2. Abdülhamid?i tahttan indiren ayaklanma, Rumi Takvim?e göredir. Cumhuriyet ile birlikte kullandığımız Miladi Takvim?e göre 13 Nisan?a rastladığı için, son dönemde pıtrak gibi çoğalan Abdülhamid hayranlarının tedirgin olmasına gerek yok (!)
31 Mart 2019?u izleyen 1 Nisan 2019 Pazartesi gününden başlayarak 4,5 yıllık bir seçimsiz sürece gireceğiz. Bence siyaset ile bağı kesilecek tüm kesimlerin asıl tedirgin olacağı günler o zaman başlayacak.
Düşünsenize tam 4,5 yıl seçme şansınız yok. Merkezi ve yerel iktidarda hangi Tek Kişiler varsa ve nelere, nasıl karar verip uyguluyorlarsa, boynunuzu büküp izleyeceksiniz.
Elbette ?ben ne ettiysem, kendim ettim? diyebilir ve hatta ?kendim ettim, kendim buldum, gül gibi sarardım soldum? şarkısını söyleyebilirsiniz. Tam 4,5 yıl boyunca şarkınız Arab?ın Yalellisine mi dönüşür, hep bir ağızdan söyleyeceğiniz şarkınızı kendinize bitmeyen senfoni diye mi yutturursunuz, orasını bilemem.
Öncelikle siyaset ve siyasetçi ile pazarlık gücünüz olmayacak. Merkezdeki uluların ulusu Tek Adam'a milletvekiliniz aracılığı ile ulaşmanız artık tarihe karıştı. O garibim de bu yeni dönemde, eğer zat-ı şahaneler lütfedip salıdan salıya grup toplantısına gelirse, yüksek kürsüden konuşmasını dinlemek ve aynı salondaki havayı koklamakla yetinmek durumunda kalanlardandır.
Vekilerinize artık kızmayın, onları sıkıştırmayın. Tüm samimiyetleriyle atanmış ilgili bakan beyin peşindedirler. TBMM?ye de uğramayan bakan beyler, milletvekilleri ile görüşmelerini haftada bir gün ve o gün de yalnızca iki saat olarak belirlemiş olabilirler. Çok çalışmaları gerekiyor çünkü çoook... Özetle altı aydan önce asillerin sorunlarını aktarmak ve onlara çözüm istemek için vekilleriyle görüşmeye sıra gelemeyecektir. Yeni dönemde milletvekillerinin hepsinin adı Hıdır ve maalesef ellerinden gelen buncağızdır. Affola!
Merkezde öyle de, yereldeki belediyelerde böyle mi?
Nerede o makam kapısı kırıp meydanlara bırakmalar? Nerede o çat kapı yerel reisler?
Kiminde adı Ak, kiminde Halk masalarla idare edivereceksiniz gayri. Sakın o masalardaki gençlere saygıda kusur etmeyin. Mesajınızın yereldeki ulu reise ulaşmasını riske atmayı herhalde istemezsiniz. Üstelik ?Bizim mahallenin çocuğu, yapmaz? falan diye de düşünmeyin. Gençler ulu reisin adamı oldular mı, cüceler ülkesindeki Gulliver?e dönüşüveriyorlar. Bir bakıma ayak altında kalıp ezilme riskiniz bile olabilir.
?Ulan ben, bu memleketi oturduğum yerden kaç yıl yönettim? diyen geçmişin yerel parti yöneticilerinin mitolojik öykü kahramanlarına dönüştüğünün, umarım farkındasınızdır. Belediyelerdeki ulu reislerin yönettiği yerel parti örgütlerine, Ankara?daki en ulu reislerin belirlediği il milletvekillerine artık alışmış olmalısınız. Yeni dönemde, laf olsun diye ?Öğleden sonra yağmur yağar mı?? diye sorduğunuz siyasi parti yerel yöneticisinin ?Valla, bekliyoruz. Ankara?dan talimat gelirse yağar herhalde? yanıtı vermesine, kendinizi hazırlayınız.
Çok mu abarttığımı sanıyorsunuz?
Kardeşimiz sözde milletin vekili olmuş, televizyona en ulu reisinden izin almadan çıktı diye nasıl itilip kakılıyor, görmüyor musunuz?
Bunlar işin siyasi kanadı. Bir de diğer kanatlara bakalım.
Kamu kaynaklarından beslenen bir veya birkaç işletmeniz var. Parlamenter sistemde bir şekilde adamını bulup kovanıza su dolduruyordunuz. Kazara bir kararname çıktı ve musluk kesildi. Kime açtıracaksınız? Uluların Ulusu için Olimpos?a çıkacaksınız ve Zeus?a derdinizi anlatacaksınız. Velev ki başardınız. ?Hazineye damadım bakıyor ve artık tasarruf çağına girdik? dedi mi, Olimpos?un tepesinde bir anda lav olur, aşağıdaki ovaya yuvarlanınca dek küle dönüşürsünüz.
Sırtınızı dört başı mamur devlete yaslamış, on yıllardır vaziyeti idare ediyordunuz. Devlet yan gelip yatma yeri değil bir kere. Tek yanlı sözleşmelere elektrik, su, telefon vs. den alıştığınıza göre, işinizin de böyle bir yapıya dönmesi sizi fazla üzmeyecektir. ?Kamu Sözleşmeli Personeli?, emir alan ?memur? kavramından daha alımlı üstelik. Şimdiden hayırlı olsun.
Çiftçi, besici, küçük esnaf, sanatkar çağının sonuna geldik zaten. Bu kesimlerin odalarında VİP (very important person yani çok önemli kişi) başkanlar ve yöneticiler sicil büroculuğuna dönüştürülmüşlerdi. Sulama birlikleri gibi onların da bir kararname ile devlet bürosuna dönüşmeleri bence sürpriz olmaz. Okumuş işsizimiz çok, çocuklar kamu sözleşmeli personeli olarak odacılığı daha bilerek yapacaklardır.
Uzatmayalım. Teşvikler, destekler, hibeler, resmi ilanlar, aflar, indirimler vs. önümüzdeki 4,5 yıl kime niyet kime kısmet artık. Kimse kamu kaynağı ile varlığını sürdürmeyi düşlemesin.
Kaynaklar kıt, ömür sınırlı, öbür taraf sizi bekliyor. Cennet olmuş, cehennem olmuş benim bileceğim iş değil, bildiğim tarafı yazıyorum. Bu ülkeyi muhalefetsiz bıraktığınıza ve mutlu ve huzur içinde yaşadığınıza göre; muhalefetin adı bile olmayan öteki tarafta da herhalde hiç sıkıntı çekmeyeceksiniz. Özlediğiniz güzel günler sizin, sevgili yurttaşlarım.

2026© Bu sitenin tüm hakları saklıdır.