Türkiye'nin yaşayan en eski partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), elbette Kemal Kılıçdaroğlu'nun iddia ettiği gibi dünyanın en eski 4 partisinden biri değil; ancak araştırmalar birbirini tutmasa da, tümünde dünyanın en eski 20 partisi arasında sayılabilir.
CHP, Cumhuriyet Halk Fırkası (fırka parti demek) adıyla, 9 Eylül 1923 tarihinde İçişleri Bakanlığı'na başvurusunu yapan Atatürk tarafından kurulur. Köklerini elbette 11 Eylül 1919 Sivas Kongresi'nde kurulan Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti'nden alır. Bu cemiyetin Anadolu'daki şubelerinin, Cumhuriyet Halk Fırkası kurulur kurulmaz tabela değiştirmesinde, oraya buraya çekiştirilecek bir durum yoktur. Kurtuluş Savaşı verilerek kurulan devletlerde, liderlerin eğer demokrasi vizyonu varsa, önce kurtuluşa omuz verenlerin tümünü kucaklayan bir tek parti kurarlar.
CHP, sömürgecilik çağının Birinci Dünya Paylaşım Savaşı sonrasında kurulur. Dönemin koşullarında herkesi kucaklayacak ilkeler Ulusçu, Cumhuriyetçi, Devletçi üçlemesi kimliğinden ötesi değildir. Sermaye birikimi edinmiş yerli girşim gücü olmadığı için, Devletçilik olağandır. Demokrasi adım adım gelişecekse, tek siyasal parti kendi içinde ayrışa ayrışa yeni partiler kurulmasının önü açılarak gelişecektir. Atatürk'ün sahip olduğu Devrimcilik ve Hukukun Üstünlüğü ilkeleri CHP'nin kuruluş metinlerde yer alsa da, herkesi kucaklama zorunluluğu nedeniyle sloganlaştırılan üç ilkeye eklenmez.
Emperyalizm çağının İkinci Dünya Paylaşım Savaşı, dünyadaki yeni ekonomi politiğin belirginleşen niteliklerinin CHP siyasal kimliğine yansımasına yol açar. Bunlar özünde vardırlar, demokrasi yolunda gelinen durakta ayrışmanın araçlarına dönüşürler.
Her ne kadar 6 Ok yani 6 İlke Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik, Laiklik, Devletçilik, Devrimcilik 1937 yılında Anayasa'ya bile girmişse de, o tarihin koşullarını bugüne göre değerlendirmek, -art niyet yoksa- düpedüz cahillik olur. Ne zaman ki Demokrat Parti (DP) ile ayrışma durağına gelinir, 6 ilke de yalnızca CHP'nin ilkesine dönüşür. En azından Laklik ve Devrimcilik, DP'nin biçiminde görünse bile özünde yoktur; seçmen tabanını bu iki ilkeye karşıtlıkla oluşturmuştur.
Bugün dünya İkinci Paylaşım Savaşı koşullarını da aştı. İki küresel blok arasında İsmet İnönü'nün Kıbrıs sorunu ile başlayan NATO ve BM çerçevesindeki ABD baskısı karşısında, ünlü Johnson mektubundan birbuçuk ay önce Time dergisine verdiği demeçteki ?Yeni şartlarla yeni bir dünya kurulur. Türkiye de bu dünyada yerini bulur.? çağı da kapandı. Dünya tek kutuplu hale geldi. Bu tek kutup ABD ile özdeşleşen bir devlet gibi görünse de, gerçekte devlet değil ve hatta devlet, ülke, ulus ne varsa gerekirse tanımayan küresel sermayedir. Ürkek diye sunulan ama en barbar güç olan küresel sermayenin devleti yoktur, ulusu yoktur, dini yoktur, geleneği yoktur, kültürü yoktur. İstediği tek şey, egemenliğini pekiştirmek için kendi dışında her noktada kaos yaşanmasıdır.
CHP iki kutuplu, üçüncü dünyacıları da eklersek üç kutuplu dünya döneminde, özdeki siyasal kimliğini görünümüne yansıtma noktasına ulaştı. Yoksul ve yoksun halk kesimleriyle kucaklaşması, doğasını dışa vurması yani içtenliği nedeniyle yaşandı. Abartılı Ecevit karakteri ile bu içtenliği adlandırmak yanlıştır, CHP öz kimliğini ve onu bilinçle taşıyan kadrolarını hiçe saymaktır. CHP Ecevit ile özdeşleştirilemez, Kılıçdaroğlu ile ise hiç özdeşleştirilemez. 1948'den beri CHP kadro partisidir, liderler ise onun yalnızca şanslı veya şanssız seçilmişleridir. Sanıldığı gibi kişisel yetenekleri ile değil, ardındaki kadrolarla marka olmuşlardır.
Bugün ise CHP, kendi doğal gelişiminin tam tersine bir yönde hızla uçuruma yuvarlanmaktadır. Her şey bir yana, küresel gücün zorladığı kaosu kendi içine sokmuştur. CHP; Devrimci niteliğini yok etmiştir. Her salı günü bir salona toplanıp, hocaefendi gibi vaaz verilerek CHP yönetmek partinin temel ilkelerine aykırıdır. Koltuklara yapışmak tutuculuktur, mevlidler ve kandil simitlerinden başlayın "Allah yardımcın olsun ..." gibi sloganlara dek halkın inançlarını siyasetin aracına dönüştürmek ise bir yönü ile ahlaksızlık diğer yönüyle tutuculuktur, muhafazakarlıktır.
CHP Lailik ilkesini terketmiştir. Anadolu'da parti örgütleri, o yerleşim birimindeki parti içi çeteleri egemen kılan ilkel değerlere, çıkar hesaplarına göre şekillenmişlerdir. Bir yerde Alevicidir, diğer yerde Nurcu. vs. Bir yerde yörük, bir yerde pomak, bir başka yerde kürt olabilmektedir. Bir yerde zampara erkektir, bir yerde kadın hakları savunucusu. Bir yerde doğa sever görünür, diğer yerde deve güreştirir. Bir yerde çağdaş yaşam biçimi savunur, diğer yerde türban takar, şalvar giyer, poşu bağlar.
Hukukun Üstünlüğü ilkesi unutulmuştur. Gücü gücü yetene bir terör estirilmektedir. Genel Başkanı Adalet Yürüyüşü yaparken, parti içinde adalet uyku öncesi okunan binbir gece masallarıdır.
Yerel örgütlerdeki yok olan adalete sayısız örnek verilebilir, ancak en çarpıcı örnek tepede yaşanmaktadır. Genel Seçimler için yüzde 10 barajına karşı çıkan CHP yönetimi, kendi partisi içinde genel başkan adaylarına baraj koyup, bırakın seçime katılmalarını, kürsüye çıkıp konuşma haklarını bile ortadan kaldırır.
CHP; Devletçilik ilkesini yerle bir etmiştir. CHP yönetimindeki belediyelerde taşeronlar at koştururken, taşeron işçileri adeta başkan yardımcısı haline getirilmiştir. Yerel parti yönetimleri taşeron paralarıyla kendilerine şirketler kurmuşlar; evler, arabalar, araziler yetmezmiş gibi parti merkezi ofisi bile satın almışlardır. Her fırsat özelleştirilmekte, her akçalı iş komisyonlaştırılmakta, kayıtdışı ihalesiz işler fışkırmaktadır.
CHP'de artık sıranın insana geldiği açıkça ortadadır. "Önce İnsan" diyen CHP'de, artık insanlar partiden atılmaya başlandı. Bir tür çete mantığı ile oluşan yerel örgütler, kendinden başka kuş tanımamaktadır. Bu kuşa karga dersek, asırlık çınar ağacında kargalardan başka kuşa yer kalmamıştır.
Başta sorduğum soruyu bir kez daha sorayım:
CHP kendi kendini yok mu ediyor?
CHP'yi yok eden seçmeni, sempati duyanı ve üyesi olmadığına; tepeden kaos, tepeden yok ediş programı uygulandığına göre; bu soruya "Evet" demek olanaksız. Genel ve yerel seçimler yaklaşıyor. CHP seçimlerde kaçınılmaz bir hüsran yaşayacak. İşgal etmeye değer ortada bir çınar kalmadığını gören çeteler de, yenligi sonrası terk edecektir. Toprak sağlam, kökler sağlıklıysa, -ki CHP bu açıdan dünyanın en karakteristik siyasal partisidir- Ulu Çınar ilk bahar mevsiminde yeniden canlanır, geniş halk kitlelerini gölgesi altına alır.
Üstelik o günlerde, Tek Adam her şeye egemen olmuş, herkes sinmiş, siyasete güven sıfırlanmış ve partilere gerek kalmamış gibi görünse bile farketmez. CHP zaten Kurtuluş Savaşı vererek kurulmuş partidir. Siyasal görüşü ne olursa olsun herkesin bilmesi gereken de işte budur.
CHP yok olmaz, yok edilemez! Bundan sonra olacaklar bellidir. Onu halka düşman eden işgalcileri çekip gidecektir.

2026© Bu sitenin tüm hakları saklıdır.