Artık KALMASIN GİTSİN




Cumhur İttifakının işine geldiği gibi değiştirilen seçim yasası ve Anayasaya aykırı olduğu halde YSK’nın onayı ile Aday olan R.T. Erdoğan’la gidilen 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimleri yapıldı, bitti.

Kaç kere belgeli yazdım; 1950’den beri ülkemizde seçim sonuçlarını belirleyen birincil ve en önemli etmen seçmenin içinde bulunduğu Aş ve İş durumudur. Bu açıdan son bir yıldır halk (seçmen), bütün zamanların en sıkıntılı ve sahipsiz dönemini yaşadı.

Bunun ayırdında olan AK Saray (Tek Adam) son altı aydır var olan devlet ve partili gücünün bütün olanaklarını seferber etti. Ama en önemlisi yine CHP Genel Başkanı başta muhalefetin gündemini de AK Saray belirledi. 

Düzmece ve uydurma söz ve gösterilerle halkın Aş-İş derdi, haksızlık, hukuksuzluk dururken, yine CHP Genel Başkanını (Bay Kemal’i) birlik ve dirlik karşıtı suçlama-savunma minderine çekti.

O çekti de, Sen nasıl ve üstelik son hafta nerede ise “aşırı milliyetçilik rolüne” hırs ve şevkle soyunacak kadar kapıldın gittin. Aklı ve sağduyusu yerinde hiçbir laik demokratik cumhuriyetçi günler sonra hala anlayabilmiş değil.

Siyasette 1950’den beri seçimleri ve seçmeni doğru okuyanlar şunu yaşayarak görmüştür, “siyasi parti olarak ne söylersen ne vaat edersen etsen de, “onun aslî sahibi varken, çakmasına kimse güvenmez”.

Böyle olduğu için özellikle bir yıldır, 6’lı Masa adını alan son seçimdeki Millet İttifakı seçime yaklaştıkça, güvenini artırması gerekirken, her ay, her hafta ve hatta her gün seçmenin kafasını karıştırma yarışına girdiler.

Masanın asıl kurucusunun CHP Genel Başkanı kendi adaylığını bir türlü sonuçlandıramamanın telaşı içinde arka arkaya partisinin ilke ve hedefleri ile ilgili bırakınız uyumsuz, temelden aykırı öneriler, sözler ve savlar sıralamaya devam etti.

Üstelik bunları medyatik yollardan ve kişisel projeler olarak açıklarken, CHP Örgütünün ve doğal tabanının güvenini sarstığının ayırdında değilmiş izlenimini verdi.

Ayrıca, İstanbul Belediye Başkanının hukuk dışı suçlanmasından beri görüldü ki, 6’lı Masa parti Genel Başkanları ile de arasında, ciddi bir iç-güvensizlik vardı.

Bundan dolayı, oy gücü olmasa da Masaya ilişen İYİ Parti dışındakilerin (başta A. Davutoğlu) sona doğru medyada yıldızlarını parlatma hevesleri de, zarar verdi.

İYİ Parti Genel Başkanının da -İstanbul’u 2019’da benim sayemde kazandınız, şimdi de Cumhurbaşkanı Adayı, ben kim dersem o olacak- savını ramak kala açıklaması ve Masadan kovulması ve geri gelişi, CHP Genel Başkanının aday olma inat ve ısrarının tamamen kişisel bir sevdaya dönüştüğünü belgelemiş oldu.

Bütün bunlardan sonra CHP Genel Başkanının kaygısı sürüyordu ki, seçimin asıl anahtar partisi HDP’nin yönetimi ile ilişki kurma korkusuyla, oyunu alacağını sanarak -kendi deyişi ile “rastlantı” Genel Başkanı olduğu- CHP için şimdiye kadar hiçbir genel başkanının yapmadığı ve gelecekte de hiçbir genel başkanının yapamayacağı sözler söyledi:

“Açık söylüyorum biz değiştik, biz halkın partisiyiz. Biz hangi yanlışları terk ettiysek, artık Saray tam odur. Statükocu, antireformcu, antiözgürlükçü Kenan Evren kafasına geldiler.”

Laik demokratik hukuk düzenini özümsememiş ülkelerde, uygar demokratik ülkelerde olmayan şu iki deyim vardır: “Kol kırılır yen içinde kalır”, “Doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar”. .

Yarım yüzyıldır politikanın en tepeden içindeyim. Bu ikisinin, siyasal partilerde “doğru eleştiriyi yok eden gerekçe” olduğunu politikaya bulaşan aklı başında hiç kimse yadsıyamaz.

Yine bu nedenle 1980’den beri parti içi demokrasinin gittikçe yittiği ve tek adamın kararlarına teslimiyetin hâkim olduğu gerçeği yaşandı ve yaşanıyor.

Parti içi demokrasinin olmadığı bir ülkede de, demokrasinin yaşayamayacağını son 15 yıldır ülkemizdeki toplumsal yaşam belgeliyor.

Başta AKP olmak üzere, 2004’de değişen tüzükle CHP’de de üst düzey parti görevlerine gelişin artık doğrudan ya da dolaylı Genel Başkanların (Tek Adamların) atamasıyla olduğunu her kademe partilinin bildiğinden daha çok milletvekilleri ve genel merkez yürütme organlarında görev alanlar kendileri bilirler.

CHP Genel Başkanlığında oturan ve demokrat geçinen bir Politikacı bakın, “CHP geçmişte, bugün AKP’nin yaptığı yanlışların sahibiymiş! Ve daha da ötesi anti-reformcu, anti-özgürlükçü Kenan Evren kafasındaymış” diyebiliyor. Ne acıdır ki, o gün söylenen bu sözlere, bir-kaç eski CHP’li dışında özellikle halen mevki ve koltuk sahibi olanlardan hiç eleştiri çıkmıyor. 

Neymiş, “sırası değil, kırık yen içinde kalsın imiş”.

Genel Başkanı seçildiği ilk günlerde “Yeni CHP” sloganı atan, “Artık eski hatalarımızı tekrar etmeyeceğiz” demekten geri durmayan bir Genel Başkan, şimdi de bu yaşamsal dönüm tarihindeki seçimi yitirdikten sonrada kişisel sorumluluğunu ve yanlışlarını sırtından atıp, “Buradayım, mücadeleye devam edeceğim” diyorsa?

Hala “Yen içinde kalsın” diyenler bilmeliler ki, CHP’nin çeyrek yüzyıldır bir türlü tek başına iktidar seçeneği olamamasında, Genel Başkan kadar sorumlu ve suçlulardır.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları

Günlük Koronavirüs Tablosu