DUYGU ASENA




“Kadınlar Günü” deyince hep aklıma ilk gelen Duygu Asena’dır. 28 Ekim 2004 günü o tarihte NTV internette yazıyordum. İşte bu yazım Sevgili Asena’nın ameliyat olduğu günün ertesi olmalı.

Ben bu yazıyı yazarken Duygu Asena henüz ameliyat olmamıştı. Siz bunları okurken başarılı geçen ameliyatın ardından sağlığına kavuşma yolunda, yeni yazılarının taslağını kuruyor olmalı! 

Son yazısında şunları yazmıştı sevgili Asena, ”Ben bunları yazmaya çalışırken cerrahim Ali Çetin Sarıoğlu girdi içeri. Ameliyatı Cuma gününe planlıyormuş. Heyecanlandım, kalbim kıpır kıpır attı. Hadi bakalım… Sizin bu yazıyı okuduğunuzun ertesi günü ameliyat olacağım, bir süre daha eski yazılarımla idare etmek zorunda kalacaksınız. Bana iyilikler dileyin. Size sevgimi yolluyorum.”

Yıllardır özellikle genç kuşakların çok sevdikleri, bazılarının örnek aldıkları bir aydın, bir yazar Duygu Asena. Asena kendi kendisini yaratmış bir düşünce ve duygu yumağıdır. Çok satan kitap yazmak bence özel bir marifettir. Hele, Türkiye’mizde kitap okuma yeteneği, geleneği ve düşkünlüğü iyi olmadığını düşünürsek; bir kitabi çok kişiye okutmanın ne demek olduğunu daha iyi anlarız.

Üstelik kadın yazarların, ağırlıklı olarak kadın hakları ve kimliği, kadının çağdaş değerleri konularında yazarak kendilerini çok okutabilmesini, biz erkekler hiçbir zaman anlayamadık! 

O nedenle saygın olmayan, dürüstlük dışı yargılamalar, eleştiriler yaparak, hem hak yiyoruz hem de kabalık ediyoruz.

Duygu Asena, “Bir süre daha eski yazılarımla idare edin” demiş, son yazısında. Bende ona saygın bir gönderme olur diye herkesin her zaman bulamayacağı bazı bilgileri Petrol-İş Sendikası’nın “Kadın” dergisinin son yazısından size aktarmak istedim:

“2003 yılında 850 bin kişi iş bulmaktan umudunu keserek, iş gücü tanımının dışına çıkmışlar. Peki, bu iş bulmaktan umudunu keserek işpiyasasından çekilen 850 bin kişinin kaçı kadın biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz değil mi? Biz rapora bakarak söyleyelim: 500 bini kadın…”

“IMF, bir biçimde iş yaşamında yer alan kadınlara dört duvar arasını, eviçlerini gösteriyor. İçimizde ev kadınlığını tercih edenler olabilir ama çalışmak istediği halde, ilk anda gözden çıkarılabilecek emek statüsünde değerlendirmek kadınları ikincilleştirmekten başka anlam taşımıyor.”

“Çünkü özellikle Türkiye gibi kadınların iş yaşamında kendilerine zar zor bir yer açabildiği ülkelerde, pek çok işveren "gece kadın çalışamaz’ anlayışına uygun biçimde davranıyor. Bu şartlar altında gece çalışmasının kadınlar açısından yasaklanması, zaten çok dar olan kadın istihdamını olumsuz yönde etkileyecektir.”

“Sendikalarda Kadın Yok. Araştırmaya göre, Türk-İş Genel Merkez Yönetimi ve bağlı sendikalarda merkez yönetimlerinde kadınların sayısı yok denecek kadar az. Türk-İş’e bağlı 35 Sendikada sadece 3 kadın sendikacı genel merkez yönetiminde yer alıyor. Araştırmada, kadın sendikacıların alınan kararların uygulayıcısı olmaktan öte geçemediklerine de işaret ediliyor.”

“Kapıdan geçerken ‘Önden Buyurun’ terfi ederken ‘Hele Durun’ ”

Not1: Sevgili Duygu Asena’yı özlemle bir kez daha anıyoruz.

Not2: Petrol-İş’in 20 yıl önceki rakamları bu gün değişmiş mi, siz değerlendirin.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları

Günlük Koronavirüs Tablosu